I. Murad Dönemi – Devletleşmenin Derinleşmesi ve Rumeli’de Yükseliş (1362–1389)
I.Muradın Portresi
Orhan Gazi’nin ardından Osmanlı tahtına geçen oğlu I. Murad, yalnızca güçlü bir asker değil, aynı zamanda ileri görüşlü bir devlet adamıydı. Onun döneminde Osmanlı Devleti, hem Balkanlar'daki hem de Anadolu'daki sınırlarını büyük ölçüde genişletti. Fakat bu genişlemenin arkasında sadece kılıç değil, sistemli bir yönetim anlayışı ve kurumsal yapılanma da vardı. I. Murad, Osmanlı'yı bir uç beyliğinden bölgesel bir güce dönüştüren padişah oldu.
Murad Hüdavendigar unvanıyla anılan I. Murad, tahta geçtikten sonra ilk iş olarak devletin iç yapısını güçlendirmeye koyuldu. Bursa’yı merkez şehir olarak güçlendirdi, ancak devletin yüzü artık Anadolu’dan ziyade Rumeli’ye çevrilmişti. Çünkü Balkanlar, hem siyasi olarak parçalıydı hem de Osmanlı’nın yayılmasına açık bir coğrafyaydı. Buradaki beylikler, krallıklar ve prenslikler, birbirleriyle çekişme hâlindeydi. Bu karışıklıktan faydalanan Osmanlı, bir yandan savaşarak, bir yandan da diplomatik evlilikler, vasallık ve antlaşmalar yoluyla toprak kazanmaya başladı.
1363’te Edirne’nin fethi, I. Murad’ın ilk büyük başarısı oldu. Bu şehir, coğrafi ve stratejik konumu nedeniyle kısa sürede Osmanlı’nın yeni başkenti ilan edildi. Böylece devlet, hem Batı’ya daha yakın bir yönetim merkezi kazandı hem de Bizans İmparatorluğu üzerindeki baskısını artırdı. Edirne'nin alınması, yalnızca bir şehir kazanımı değil, Osmanlı'nın Balkanlar’daki kalıcılığının simgesi hâline geldi.
Bu dönemde Osmanlı’nın karşısına çıkan en büyük tehdit, Balkan devletlerinin oluşturduğu ittifaklardı. 1364 yılında Bulgarlar, Sırplar, Bosnalılar ve Macarların da dâhil olduğu büyük bir haçlı ordusu, Osmanlı’yı durdurmak için birleşti. Ancak <>Sırpsındığı Savaşı, bu ittifakın ağır bir hezimete uğramasıyla sonuçlandı. Bu zafer, Osmanlı’nın Balkanlar'daki varlığını perçinledi. Artık sadece bir tehdit değil, bir güç merkezi olarak görülüyordu.
Bu yıllarda I. Murad, yalnızca savaş meydanlarında değil, devlet yönetiminde de önemli adımlar attı. En dikkat çekici yeniliklerden biri, kapıkulu ocağının yani Yeniçeri Teşkilatı’nın temellerinin atılmasıydı. Bu sistem, fethedilen Hristiyan topraklardan alınan çocukların eğitilip devlet hizmetine alınması esasına dayanıyordu. Bu çocuklar, devşirme sistemi çerçevesinde Osmanlı kimliğiyle yetiştiriliyor, İslam’a geçiriliyor ve devletin en sadık askerleri hâline geliyordu. Yeniçeriler, zamanla Osmanlı ordusunun bel kemiğini oluşturacaktı.
1389 yılına gelindiğinde Osmanlı, Balkanlar’daki en etkili güç hâline gelmişti. Ancak bu yükseliş, yeni bir büyük çatışmayı da beraberinde getirdi. Sırbistan Kralı Lazar önderliğinde yeniden birleşen Balkan orduları, Osmanlı’ya karşı büyük bir saldırı planladı. Bu saldırı, tarihe I. Kosova Savaşı olarak geçecekti. Savaş, büyük bir meydan muharebesi olarak gerçekleşti ve sonunda Osmanlı zaferiyle sonuçlandı. Fakat bu zaferin bedeli ağır oldu. I. Murad, savaş meydanında gezerken bir Sırp askeri tarafından hançerlenerek şehit edildi. Böylece Osmanlı tarihindeki ilk savaş meydanında ölen padişah oldu.
Murad Hüdavendigar’ın ölümüyle birlikte Osmanlı tahtına oğlu Yıldırım Bayezid geçti. I. Murad, yalnızca toprak kazanan bir hükümdar değil, bir yönetim anlayışı inşa eden bir padişahtı. Onun döneminde devletin sınırları üç katına çıkarken, içeride merkeziyetçi yönetim ve askeri yapı büyük oranda şekillendi.